Efendin, ülkeler arasında daimi dostluk ve düşmanlık olmazmış. Günün şartlarına göre ilişkilerde farklılıklar yaşanabilirmiş.
Boş laf, züğürt tesellisi!
Gelişmesini olması gereken düzeye çıkartamamış ülkelerde, diğer ülkelerle olan tutarsız ilişkilerin ve belirginliği olmayan dış politikaların halka anlatımı için uydurulmuş, mantığı olmayan bir yaklaşım.
Siz hiç gelişmiş ülkelerin dış politikalarında böyle bir yaklaşım gördünüz mü?
Dün ak dediğine bugün kara diyen bir ülke tanıyor musunuz?
Önce kardeşim dediği bir ülkenin yöneticisine hemen sonra zalim diyen bir yönetici biliyor musunuz?... Olur da bu kadar mı olur?
Bu kadar mı çelişkili olur bir ülkenin dış politikası?
Bu kadar mı tutarsız olur dış ilişkiler!
Ülkemizin son yıllarda uyguladığı dış politikanın özeti bu!
Mısır'la ilişkilerimiz düzeliyormuş. Neden bozulmuştu ki zaten?
İlişkilerimizi bozan nedenler ortadan kalktı mı ki ilişkileri düzeltiyoruz?
Kalkmadıysa neden ilişkileri düzeltiyoruz?
Muhalefet bu ülkeyle ilişkilerimizi bozmayalım ya da düzeltelim derken neden dinlemediniz? Şimdi; Tükürdüğünüzü yaladınız diyorlar!
Suriye ile ilişkilerimiz düzeliyormuş. Esat'la görüşebilirmişiz.
Sahi, Türkiye'nin Suriye ile ilişkileri neden bozulmuştu?
Nerden aklımıza geldi Şam'da Cuma namazı kılmak!
Kılsaydık, hazır abdest almışken… Şam'a mı gidemedik yoksa?
Bugün yönetimin yaptığını “onların kafası basmaz” dediğiniz muhalefet yıllardır söylüyor. Ne ilginçtir ki yönetimin ortağı da aynı şeyleri söylüyor bugün.
Yakında İsrail ile de üst düzey ilişkiler kurabilirmişiz.
İsrail'le neden ilişkilerimizi sınırladık? Bu sebepler ortadan katlı mı? İsrail Türkiye'ye, haklısınız dedi mi? Sizin istediklerinizi hayata geçiriyoruz dedi mi?
Demediyse ne oldu da Türkiye bu ilişkileri düzeltiyor?
Ülkeler arasında ebedi düşmanlıklar olamazmış. Şartlar bunu gerektiriyormuş. Durum böyle icap ettiriyormuş. Dün dünmüş bugün bugünmüş. Demirel'i rahmetle anıyorum.
Güneyimizde Rusya ve Amerika gözetiminde Irak'ın kuzeyinde olduğu gibi bir devlet kuruluyor. Bu devletleri kuranlar dış politikalarında hiç de bizim gibi düşünmüyorlar. Suriye'ye bu kadar düşmanlık yeter, biraz da dost olalım demiyorlar.
Her şey bir yana hadi bu sözün doğru olduğunu var sayalım. Ebedi düşmanlık olmasın ülkeler arasında; Peki hep düşman kalacakmış gibi bağırıp çağırmanın âlemi var mıydı? Bir gün tekrar el sıkışabiliriz, şartlar bizi yeniden aynı safta bir araya getirebilir diye konuşmalarımızda uluslar arası nezaketi göz önünde bulundurmamız gerekmez miydi?
Ülkemizi yönetenlerin ve dış politikayı uygulayanların geçmişte söyledikleri ortada!
Bugün geldiğimiz nokta da ortada. Nereden nereye derler ya!
Dilimizin hiç mi ölçüsü yok! Şimdi bu ülkelerle kucaklaşacağız öyle mi?
Hadi açık konuşun; ya geçmişte uyguladığınız dış politikalar hataydı ya da bugün uyguladığınız dış politikada yanlışlar yapıyorsunuz! İkisini de doğru olması mümkün değil.
Bunu yazımızın girişinde kullandığımız o tutarsız mantıkla açıklayamazsınız. Şartlar değişti de böyle davranıyoruz diyemezsiniz. Şartlar değiştiyse kimin lehine değişti?
Kim kazandı kim kaybetti? Bu politika değişikliği ülkemize ne kazandırdı, ya da ne kaybettirdi? Yoksa sadece doğru yaptığınızı düşünerek teselli mi buluyorsunuz?
Eğer öyleyse biliniz ki bu sadece bir züğürt tesellisidir.
Dünya gerçekleri ve ilişkiler böylesine tutarsızlığı kabul etmiyor.
Faturası o ülke yaşayanları için ağır oluyor. Yönetimler değişiyor, yaşayanlar kalıyor.